Yenilenme, genelde darboğaz ve tıkanmışlık dönemlerinin ürünüdür. Örneğin, Sanayi Devrimi, kurumların kendilerini yenilemeleriyle tetiklenmiş, aynı nedenle de başarıya ulaşmıştır. İngiltere’de önce su değirmenleri, ardından da buharla çalışan motorlara sahip yeni makinelerin kullanımı pamuklu giysi üretiminde çığır açtı. Pamuk üretimindeki mekanizasyon, öncelikle tekstilde, daha sonra diğer endüstrilerde işçilerin üretkenliğini de ciddi miktarda yükseltti. Yeni fikirlerine hız kazandırmak isteyen iş adamları ve girişimciler sayesinde gelişen inovasyon, teknolojik yenilenmeye ve ekonomideki kökten değişime ivme kazandırdı.

Bir yandan teknolojinin tetiklediği yenilikleri benimserken, öte yandan da yeni fikirler geliştirme olayı Atlantik’in diğer yakasına, Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar sıçradı. 1623 yılında, fikrî hakların korunmasını sağlayan patent sistemi İngiliz Parlemantosu’nda kabul edilerek, sistemli hale getirildi. Amerika’da ise, seçkin ya de zengin kitleden bağımsız olarak, çarpıcı biçimde, her türlü kökenden patent alımının söz konusu olduğu gözlemlendi. Mesela, fonogram ve ampulün mucidi, daha sonra Generel Electric’in kurucusu olan Thomas Edison da bu dönemin yenilikçilerindendir.

Ve artık günümüzde, artan nüfusun, daralan ekonomilerin, düşen kârların ve daha nice sebebin dünyamızı getirdiği nokta, ‘yenileşim’i elzem kılmıştır. 1990’ların ortalarında ‘ana akım’ halini alan ‘world wide web (www)’, yenileşimin ortaya çıkmasında, hızlı yayılmasında ve benimsenmesinde en önemli ortam oldu.  www, 1989-1992 arasında, İngiliz yazılım mühendisi Tim Berners-Lee tarafından, CERN’de çocuklukta kullandığı ansiklopedilerden esinlenerek ‘hipertext defter’ oluşturmak amacıyla tamamen bağımsız biçimde çalışırken tasarlanmıştı. Bizler, internet ortaya çıktığında, işin bugün vardığı konuma uzanacacağını tahayyül bile edemezdik.

Peki, ‘yenileşim’ (inovasyon) nedir? En yalın haliyle ve hayatın her alanı için geçerli olacak şekilde Scott Anthony tarafından yapılan tanımı paylaşacağım: ‘Etki yaratan farklı bir şey geliştirme’.

Etki yoksa yenileşim de yoktur

Etkiyi nasıl tanımlarız? Yeni fikrin, ürün ya da hizmete, yeni ürün ya da hizmetin de ticarî ya da sosyal bir değere dönüşmesi olabilir; ya da bir problemin çözülmesi, performansın iyileşmesi, yaşam kalitesinin artması olabilir. Etkiyi algılayan ve karar veren ‘kullanıcı’dır. Yeni ve farklı bir şey olduğunu kabul eden müşteri, tüketici, vatandaş, yönetim, eş, dost, olabilir. Etkiyi kimi zaman ölçümleyebilir, kimi zaman da duyumsayabiliriz. Yenileşim, çoğunlukla teknolojiyle içiçe geçse de; birçok durumda iş modeli, süreç, pazarlama, satış, tanıtım, mekân tasarımı, hayata geçirme ya da düzenleme gibi unsurları da barındırabilmektedir. Kısacası hayatın her alanında yenileşimden bahsedilebilir. Önemli olan yeni ve farklı şeyin, etki yaratmasıdır!

Yenileşim, bilişsel düzeyde başlar

Yenileşimde, zihin ve beynin rolü çok önemlidir. Yaratıcı düşünce, beynin müthiş potansiyelini en üst düzeyde kullanmaya zorlar. 1950’lerden itibaren yaratıcılıkla ilgili çalışmalara hız verildi, artık yaratıcı süreçle ilgili anlayış artmış durumda. Zekâ ile yaratıcılık arasında ilişki vardır. Ancak zekâ arttıkça, yaratıcılığın da arttığını kanıtlayan herhangi bir araştırma yoktur. Yaratıcılığı tetikleyen nöral süreçler evrenseldir, kısıtlayan sosyalleşme şeklimizdir. Yaratıcı düşünce, beynin farklı işlev ve özelliklerini devreye alabilmelidir. Beynin, bilgi ve deneyimi devreye alma, analitik düşünce, yaratıcı fikri geliştirme, değerlendirme ve eyleme geçirme gibi farklı işlevlerinin bir arada etkili biçimde kullanılabildiği durumda, hayata geçirilebilir etkili fikirler geliştirmek mümkün olacaktır. Beynin farklı işlevlerini sentezlemeyi destekleyen metodlar vardır. Beynin her şeyi hatırlama yeteneği vardır, hayal kırıklığına yol açan hafızadır. O takdirde, hatırlama ve nesneler/şeyler arasında bağlantılar kurma yetisini tetikleyecek mekanizmalara gereksinim vardır.

Yenileşim, bir dönüşüm sürecidir

Yenileşim farklı süreç ve aşamalardan geçerek ortaya çıkar. Yaratıcılık, yenileşimin bir bileşenidir ve onu destekler. Ancak yenileşim, fırsatların araştırılması ve hayata geçirilmesi süreçlerini de kapsar. İnovasyon, teori, yeni fikir ya da tasarımın (konsept) hayata geçirilebilmesi, değere (ticarî veya sosyal) dönüşmesi sürecidir. Her ne kadar, bilişsel düzeyde de başlasa, yeni fikirlerin, ürün, hizmet, model ya da süreçlerin inovasyon haline gelmesi, bir dönüşüm sürecinin sonunda gerçekleşir. Böylelikle, bilişsel sürece davranışsal süreç de eklenir. Tüm süreç, kendi içinde analiz etme, planlama, eyleme geçirme, proje ile yönetme, ölçme, izleme, değerlendirme, geliştirme, sürdürülebilir kılma gibi bilimsel yöntem ve yaklaşımlarla desteklenir.

Yenileşim, gelişimci zihniyete gereksinim duyar

Yenileşim, sıradanlık ve rutini sevmez. Statükocu tutumla ve hatta hiyerarşik yapılarla yenileşime ulaşmak pek mümkün değil. Yaratıcılık ve yenileşim açısından, konulara geniş açıdan ve farklı perspektiflerden bakabilmek önemli. Yaratıcılık, çocuklukta en üst düzeydedir; yetişkinliğe doğru düşer, emeklilik döneminde iyice kaybolur. Nihayetinde statükocu, gelişmeye açık olmayan bir  yaklaşım, yenilikçiliği de köreltir. Geniş açıdan bakabilmemiz için, çözümü hangi sınırlar içinde aradığımız; sınırları, kendi bakış açımızın ya da gerçeklerimizin yansıması olarak mı gördüğümüz; sınırlarımızı zorlarsak, ne gibi olasılıkların söz konusu olabileceğini algılamamız; küçük sınır değişikliklerinin faydasını görebilmemiz gerekecektir. Dünyayı nasıl gördüğümüz, farklı açılardan bakıp bakamadığımız, ne gibi varsayımlarda bulunduğumuz, hangi kuralları kabul ettiğimiz, algılarımızın yaşadığımız dünyayı nasıl etkilediği, görüşlerimizin diğerlerine göre ne şekilde farklılık gösterdiği, bakış açımızı değiştirme gereği duyup duymadığımız…hepsi farklı yolları düşünebilmek açısından önemli.

Yenileşim, yaratıcı düşünceyi gerektirir

Bilimsel yöntem, var olan şeyleri anlamaya çalışır ve onları kutuya yerleştirir; gözlem, hipotez, deney, değerlendirme süreçlerinden geçer. Yaratıcı yöntem ise, yeni şeyler yapmaya çalışır ve kutunun varlığını dâhi unutur. Yaratıcı düşünce, sıradışı düşünmeyi, yeni fikir ve bakış açıları geliştirebilmeyi barındırır. Yeni bir şey yaratmak, varsayılan yoldan ‘sapma’ ve ‘eylem’ ile ilgilidir. ‘Daha önce olmayan ya da varlığından haberdar olmadığınız bir şeyi keşfetmek’ olarak tanımlayabileceğimiz gibi; bir şey yapmak için yeni süreçler geliştirmek; mevcut bir süreci veya ürünü yeni ya da farklı bir pazara uyarlamak; bir şeye yeni bir yaklaşımla bakış açısı geliştirmek; başkalarının bir şeye bakış şeklini değiştirmek; onlara yeni perspektif kazandırmak… hepsi yaratıcılık kapsamına girer.

“Keşifler genelde yönergeleri izleyerek değil de, ana yoldan çıkarak, denenmemişi deneyerek olur»

Frank Tyger

Yaratıcı düşünce öğrenilebilir

Merak, yaratıcılığın can damarıdır. Sürekli araştırma, sorgulama, soru sorma, analiz ise damarda akan kan. Yaratıcı düşüncenin geliştirilmesinde eğitim ve farkındalığın rolü büyüktür. Yaratıcı düşünceyi farklı metod ve teknikler kullanarak tetiklemek mümkün. Pratik ve egzersizle, yaratıcı düşünce süreci geliştirilebilir. Analoji (benzeşim),  metaforlar, görseller/imgeler, sözcükler, sorular, önemli tetikleyiciler olabileceği gibi; ikame etme, birleştirme, uyarlama, değişiklik yapma, çarpıtma, farklı amaçlar için kullanma, ortadan kaldırma, yeniden düzenleme, tersine çevirme, alışılagelmişin dışında bir sınıflandırma kullanma, bilgiyi etkili kılma, farklı meslek (astronot, sanatçı, marangoz gibi) ve uzmanlık sahalarından faydalanma, beyin fırtınası yapma gibi metodlarla konuyu farklı perspektiften ele almak, konuyla ilgili ayırt edici özellikler ortaya koymak söz konusu olabilmektedir.

«İrfan, anlayış kazanabilmenin en mükemmel yolu kendi bilgi ve sezgilerimize başvurmaktır»

Heraclitus

Bağlantıları kurabilen kazanır

Kötü fikir yoktur, fikirlerden faydalanmak vardır. Yaratıcılık, daha önce birleştirilmemiş fikirlerin birleştirilme anıdır. ‘Aha anı’, fikirler/şeyler arasında bağlantı kurmak, köprüler oluşturabilmekle ortaya çıkar. Kazaen ya da bilinçli olarak gelişebilir.  Ya şansa, bir şeyle ilgili farklı düşünmeye başlamamız ve bu değişiklikten bir fayda görmemizle ortaya çıkar; ya da akıl, bilgi ve mantık sayesinde ilerlemeler kaydederek…

Yenileşim, sabır ister

İnsanın bilgi sahibi olması, ancak geniş düşünebilmek için de bildiklerinden sıyrılabilmesi gerek. Herkesin baktığı şeylere bakması, ama farklı bir şeyleri görmesi ve bağlantı kurabilme becerisi geliştirmesi lâzım. Yenileşim çok çalışmak, sabır, metanet gerektirir; ancak düşünce ve bağlantıları kurabilme sürecinde hiç bir şey yapmadan, amaçsız geçen zaman da ‘bilinçaltı’ düşünce sürecidir. Birçok fikir geliştirmenin önemini bilmek, ancak hiçbiri işe yaramasa da hayal kırıklığına uğramamak gerek. Başarı arzu edilmeli, ancak nasıl bağımsız olunacağı da bilinebilmeli. Israrcı olmalı, yine de inatçı olunmamalı. Uzmanlar dinlenmeli, ancak nasıl göz ardı edileceği de bilinmeli. Çözümün illâ ki ‘zor’ olması gerekmez. Yaratıcılık ile risk almaya isteklilik arasında doğrudan ilişki vardır. Bir büyük başarı, birçok küçük başarısızlıktan geçer.

Yenileşim bir iklim ve kültür işidir

Yeni bir fikri, ticarî ya da değere dönüştürebilmek için, ortak düşünce kültürünün, iş birlikleri yapabilme becerisinin, risk alabilme ortamının, devinimin ve sürekliliğin önemini vurgulayarak, inovasyon (yenileşim) ile ilgili en kritik konunun ortam olduğunu belirtmek istiyorum …

Yayın: İTÜ Mezunlar Derneği Mühendisname, Eylül 2014