Sanayi Devrimiyle artış gösteren enerji kaynaklarına ve lojistiğe sahip olmayla ilgili egemenlik mücadelesi, 21. yüzyılda en üst seviyesine ulaşmıştır. Günümüzde, stratejik bir gündem maddesi halini alan enerjinin, kesintisiz, güvenilir kaynaklardan ve ucuza temini kritik önem taşır hale gelmiştir. Bunun yanısıra, yeni ve verimli enerji kaynakları arayışı da kaçınılmaz olmuştur. Örneğin deniz ve okyanus dalgalarından faydalanma çabası bu arayışın bir sonucudur.

Önümüzdeki yıllarda, enerji tüketimimizin dünya ortalamasına göre iki mislinden fazla büyüyeceği tahmin edilmekte. Türkiye’nin enerji sektöründeki açığını kapatması için tam 130 milyar dolarlık yatırım yapması gerektiği hesaplanmakta. Enerji sektörü, büyüme ve refah açısından kritik önem taşımaya devam ettikçe, istihdam açısından da cazibesini koruyacaktır. Ocak 2013-Ocak 2014 arasındaki bir yıllık dönemde 35 bin 903 işçiye tekabül eden yaklaşık %16’lık oranla istihdamın en fazla arttığı iş kolu ‘enerji’ olmuş durumda.

Dünyada en fazla enerji tüketen 21’inci ülke konumundayız. 2013 verilerine göre 240.154 GWh olan elektrik enerji üretimimizin %43,8’i doğal gazdan, %26,6’sı kömürden, %24,7’si hidrolikten sağlanırken; sadece %4,7’si yenilenebilir enerji (jeo-termal, rüzgâr,  katı biyokütle, biyogaz) ve atık  kaynaklarından gelmekte. Dünyada yenilenebilir enerji sektörü, enerji teknolojilerindeki yenilikler ve ar-ge çalışmaları sonucunda hızla büyürken, bu alanda bilgi sahibi profesyonellere olan ihtiyaç da artacaktır. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından yapılan bir çalışmaya göre 2013 yılında tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak yenilenebilir enerji alanında çalışan kişilerin sayısı 6.5 milyon seviyesine yükselmiş. IRENA’nın kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye bu dalı henüz keşfetmekte.

Ekim 2014 itibarı ile açıklanan Secretcv.com’un son araştırması, 257 bin adayın enerji sektöründe aktif olarak iş aramakta olduğunu göstermekte idi. Sektöre başvuru yapanların % 17’si yüksek lisans ya da doktora mezunu iken, en çok ilan elektrik ve elektronik mühendisliği için verilmiş. Enerji uzmanlığı eğitimi, mühendislik, ekonomi ve hukuk gibi birbiri ile doğrudan ilintili olmayan üç farklı ana bilim dalına dayanması nedeniyle bir miktar karmaşıktır. Örneğin, yenilenebilir enerji sahasındaki meslekî eğitimde, Tabii Kaynaklar ve Enerji, Çalışma, Millî Eğitim, Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları, meslekî eğitim kurumları, üniversitelerin yönlendirici olması gerekiyor. Ayrıca mühendislik de kendi içinde makine, çevre, nükleer enerji, fizik, kimya, malzeme mühendisliği gibi farklı sahaları içerebilmekte. Mesela, MIT kimya mühendisliği bölümü, endüstriyel üretimde oldukça pahalı olan biyoyakıt sentezini daha ucuz hale getiren bir bileşen geliştirmiş; öyle ki, etanolden daha fazla enerjiye sahip bileşen kendi başına veya başka bir yakıta katkı maddesi olarak kullanılabilmekte.

Yenilenebilir enerjiyle ilgili meslekî eğitim, enerji sistemlerine dair araştırma geliştirme faaliyetlerinden başlayarak, teknoloji geliştirme, yatırım ve fizibilite analizi, tasarım, ölçekleme, kurulum, operasyon, depolama, sorun çözme ve bakım, güvenlik gibi boyutlara değin kapsayıcı olmak durumunda. Ayrıca, güneş PV (photovoltaic), mikro-hidro, rüzgâr ya da üçünden birini ya da birkaçını fosil-yakıt üreticileriyle birlikte kullanan yenilenebilir enerji sistemlerine dair politikaların geliştirilmesi de bir uzmanlık sahası olarak ortaya çıkmakta. Öte yandan proje finansmanı gibi sahalardaki uzmanlıklar, enerji verimliliğini sağlamak ve yenilenebilir enerjide sürdürülebilir ticarî modeller oluşturabilmek açısından önem kazanmakta. İşin teknik yönlerini bilmek kadar, araştırma ve geliştirme sonuçlarının ticarîleştirilmesini ve akademiden iş dünyasına bilgi transferini sağlayacak yenilikçi yöntem ve araçların öğrenilmesi de önem taşımakta. Enerji teknolojileri ağları, yeşil binalar, akıllı şehirler, enerji alanında sosyal yenileşim ya da açık inovasyon gibi sahalar iyice gelişmiş  uzmanlıkları gerektirmekte. Yenilenebilir enerjiyle ilgili başarılı uygulamaları olan şirketleri gezerek, çevre teknolojilerine dair birinci elden deneyim elde etmenin faydası olabilir. Benzer şekilde staj, proje, tez gibi çalışmalar ile sektörel araştırma ve çalışmaların parçası olabilmek de kritik. Örnğin, Avrupa’da ısı pompa sistemlerine dair yüksek kalitede, standart bir eğitimin olmadığı tespit edilerek, Leonardo da Vinci fonu tarafından desteklenen INNOVRET (Yenilenebilir Enerji Teknolojilerinin Yenilikçi Çevrimiçi Meslekî Eğitimi) Projesi, Yetkinlik-bazlı Bilgi Uzayı Teorisi (CbKST) çerçevesine dayandırılarak, ısı pompa sistemlerinin kurulumuna dair eğitim gereksinimini adreslemekte.

Yayın: ICT Media Enerji, Şubat 2015