Sağlıklı, esnek ve yeniliklerle beslenen bir Yönetim Sistemi kurmaya hazır olun!

İllâ ki, Coca-Cola, Microsoft ya da IBM gibi dünyanın en değerli markaları değil; kendi mahalle, şehir, ülke ya da bölgenizde “beğenilen, tercih edilen” olmak…Bakın, zorlu bir yolculuktan bahsediyoruz! Fırtınası, depremi, sıcağı, soğuğu, inişi, çıkışı, bol badiresi olan, meşakkatli; zaman zaman yakıtın tükendiği, nefesin daraldığı, çetin ve uzun soluklu bir yolculuk.

Her koşulda, özünüzü, kişiliğinizi kaybetmeden vakur bir şekilde boynunuzu dimdik tuttuğunuz; resme yeniden yeniden bakıp, çıkış yolları, yenilikler aradığınız; yeni rotalar ve hedefler belirleyip, ilerlediğiniz bir yolculuk. “Yürek ve tutku” işi. Her şartta metanet, disiplin ve dirayet ile yola devam etme irade ve davranışı göstereceksiniz. Emin misiniz?

Hem de öylesine bir gezinti değil; Müşterilerinizin, İş Ortaklarınızın, çevre ve toplumun zihnini ve gönlünü kazanmanız gerekecek. Siz kimsiniz, kişilik özellikleriniz, itibarınız ne? İhtiyaçlarını karşılayacak ne sunuyorsunuz? Vaadiniz ne? Ürün ve hizmetinizin farkı ne? Ulaşılabilir ve iletişim içinde misiniz? Sizi biliyorlar mı? Size güvenebilirler mi? Sizi tercih etmelerini sağlayacak neler yapıyorsunuz? Sunduğunuz değer, fiyat ve performansınız nasıl algılanıyor? Can alıcı soru: “Neden siz”?

Harvard Business Review’da yayınlanan ve 75 binden fazla kişiyle görüşerek yapılan bir araştırma, Müşterilerin aslında sadece “hizmetlerle ilgili sorunlarına tatminkâr bir çözüm istediklerini” söylüyor. Vaad edildiği gibi mükemmel hizmetler, olağanüstü deneyimler falan sunulabildiği de yok. Göreceksiniz, hizmet, çok önemli farklılaştırma yöntemi olacak.

“Neden siz?”çok net; hizmetleriniz, sunduğunuz deneyim de hatırı sayılır düzeyde! “Marka oldum, tamamdır”… I ıh! Finansal olarak ne derece sağlıklısınız, nakit durumunuz ne, yatırım yapabilecek gücünüz var mı? Borsaya açıksanız, hisselerinizin seyri nedir? Topluma katkınız var mı?

Markalar, yaşamlarında hatalar yapar, krizler yaşar. Sadık kullanıcılar, güvendiği ve sevdiği markaya toleranslıdır, tabii bardak taşmadıkça! Zor zamanları nasıl yönettiğiniz, nasıl davrandığınız, hangi tercihleri yaptığınız, markanızın itibarını ve gücünü etkiler. Sınavlar, zor zamanlarda veriliyor.

Yarın da “marka” olarak kalabilmek için neler yapıyorsunuz?

Değişen koşul ve trendlere nasıl uyum sağlayacaksınız? Ne değer sunacaksınız? Müşterilerin hayatlarını nasıl kolaylaştıracaksınız? Sunduğunuz değer, uygun fiyat, kalite, elverişli şartlar, kolay erişim ve kullanım, zamandan tasarruf…hepsi Müşterilerin hayatını ve karar vermelerini kolaylaştırmak  amaçlı.

Örneğin, 30 yıl sonra, su ve deterjanla mı çamaşır yıkanacak; günümüzün deterjan markalarından kaçı ikâme yaklaşım geliştirebilecek? Nanoteknolojideki gelişmeleri es geçen tekstil firmaları ne olacak? Ya, elektrikli veya enerji tasarruflu araçlara kayışı göremeyen otomotiv firması? Genetik bilime bihaber yaşayan sağlık firması? Gıda güvensizliğine çözüm üretemeyenler? Mobile kayışı, Internet-erişimli TV’lerdeki gelişmeleri, bütünleşik teknolojileri göremeyen elektronik ve iletişim  firmaları? Kiralama akımı gelişirken, iş modelleri geliştiremeyenlerin akıbeti ne olacak?…

Müşterileri dijital ve sosyal medyada gezinen firmalar, salt geleneksel iş yapışla, daha ne kadar ayakta kalabilir? Müşterisi onu nerede bulacak? Sanal dünyada ürün ve hizmet çeşitliliği artarken, illa sadece vitrine ürün koyarak ne kadar yaşanabilir?

Geleneksel ve büyük marka olan Coca-Cola, yaratıcı ve hızlı olamasa idi 124 yıllık logosunu gururla taşıyabilecek miydi? Her ülkenin kültüründen beslenmese, sosyal mecrada aktif olmasa, sürekli genç kalmasa, bizler bu ismi duyabilecek miydik?

Demokratik tasarım markası İkea, tasarımı erişilir kılmak, fiyatları düşük tutmak, bol çeşit ve rahat alışveriş ortamı sunmak, sosyal mecrada aktif olmak, çarpıcı pazarlama çalışmaları yapmak tutumunda olmasa, bir şekilde herbirimizin ev ya da ofisinde yer alabilir miydi?

1940’ların Avrupas’ından çıkan Lego, Eğitim Merkezi, Takım Parkı, Keşif Merkezi, “Lego Universe” sanal ortamı gibi yenilikler geliştirmeseydi, çocuklarımızın oyun deneyimine katkıda bulunabilir miydi?

Dijital dünya denklemlerini anlamak daha zor. Altı ayda hiç yoktan var olup, uluslararası ün kazanıp, 2 yılda yatırımcı ilgisini çeken firmalar birer marka mıdır, dönemsel, ticarî işletme mi? Amazon.com bu denklemin neresinde?

Zorlu dalgalarda başarıyla sörf yapabilen, yerini 5. nesil aile bireylerine ya da profesyonel yöneticilere bırakmakta olan aile şirketlerinin, dünya lig sıralamasında önemli firmaları bulunan Holdinglerin, globalleşme yolunda emin adımlarla ilerleyen Türk firmalarının önünde saygıyla eğiliyorum.

Yollarının açık, başarılarının kalıcı olmasını diliyorum!

Yayın: KOBİ-EFOR Mart 2011