Karmaşıklığı artan bir dünyada, değişime ayak uydurabilme becerisi ve bunun kolektif zekâyla birleştirilmesi şart.

Dünyada milyonlarca kurum ve kuruluş, strateji geliştirme ve planlama süreçlerine çok ciddi kaynak ve zaman ayırıyor. Strateji geliştirme, geleneksel olarak, üst yönetimin Stratejik Planlama Birimi ya da danışman desteği ile çalışarak yürüttüğü ‘kapalı’ bir süreç olarak işliyor. Stratejiler belirleniyor ve organizasyonla paylaşılıyor. Sonrasında da herkesin bu stratejilere inanması, destek olması ve hatta hayata geçirmesi bekleniyor. Nihayetinde, ya yeterince rekabetçi ve güçlü olmayan stratejiler geliştiriliyor, ya da stratejiler bir türlü hayata geçirilemiyor.

Rekabet koşulları ve artan hız, şirketlerin enerjik olmalarını talep ederken, stratejik yaklaşımların da sağlam, ancak dinamik olmasını zorunlu kılıyor. Sadece makro düzeyde ekonomik düzlemi iyi okumak yetmiyor. Aynı zamanda ‘gerçek’ ve ‘gündem’le de buluşmak şart. Gerçek gündem, oyun (pazar ve müşterilerle buluşma) sahasında son sürat akıp giderken, kâğıt üzerinde ve kapalı kapılar ardında geliştirilen stratejilerin devri kapanmak durumunda. Karmaşıklığı artan bir dünyada, değişime ayak uydurabilme becerisi ve bunun kolektif zekâyla gerçekleştirilmesi şart.

İnsanlar, ancak dâhil oldukları bir konunun katılımcısı olabiliyor.

Zira, dâhil olduklarında hem bilinç ve bilgi düzeyleri, hem de niyete ve içeriğe olan güvenleri artıyor. Dahası, kendilerine güvenilme hissiyle sahiplenmeleri de artıyor. Organizasyonun farklı birim ve düzlemlerinde çalışan birçok kişinin endüstrideki değişimlere, rekabete, müşteri gereksinimlerine, yenileşime ve daha birçok konuya dair çok ciddi bilgi ve çıkarımları söz konusu.

Yatırımcı, hissedar ve üst düzey yönetim kadar, diğer paydaşların da (çalışanlar, iş ortakları, müşteriler, tedarikçiler, toplum gibi) şirketin stratejilerinde söz hakkı ve katkısı olduğu görüşü giderek benimseniyor. Üstelik, paydaşların görüşlerinin toplanması amacıyla bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalanmak da mümkün. Örneğin, elektronik anketler ve oylama gibi araçlarla toplumun geniş kitlelerine ulaşılabiliyor ve tartışma forumlarıyla aktif katılım sağlanabiliyor. Hatta, ‘crowd-sourcing’ sosyal paylaşım teknolojileriyle karar verme mekanizmaları, geniş katılımla aşağıdan yukarıya doğru yeniden yapılandırılabiliyor.

Yeni fikirler geliştirmek, insanların dâhil olma duygusunu ve katılımını çok ciddi etkiliyor ve değişime olumlu tepki vermelerine yol açıyor.

Farklı bir şeyler söylemek gerektiğini en az yöneticiler kadar çalışanlar da biliyor ve buna kafa yoruyor. Gruplar-arası ortak düşünce, yeni fikirler geliştirme, çapraz bilgilendirme ve Proje Ekipleri son derece etkili sonuçlar verecektir. Hâlâ eskimeyen kavram, ‘öğrenen organizasyonları’, kültürün temel parçası haline getirmek elzem. GE’nin ‘Work-Out’, HP’nin ‘Ten-Step Planning’, süreçleri katılımcı strateji geliştirme konusunda güzel örnekler.

İş, başta çalışanlar olmak üzere etkileneceklerin sürece geniş katılımla dâhil edilmesini sağladıktan sonra, faydalı ve gerekli bilgiye ulaşmak ve bunu anlamlı seçeneklere doğru sentezlemekte.

Dinamik planlamada, tüm bu katılımcı süreci destekleyecek bir şeye daha ihtiyaç var: Veri analizi.

Tüketici davranışları, müşteri tepkileri, rekabet atakları, eğilimler, vb. bu analizin parçası. Ancak, bilginin canlı olması ve sürekli beslenmesi kritik. Veriler ve görüşlerin gerçek zamanlı bir biçimde toplanıp, yapay zekâ mekanizmaları yardımıyla kararların hızlı bir biçimde alınması ve katılımcı strateji ve politikaların geliştirilmesi mümkün. Bilgi teknolojileri sayesinde, seçenek ve önceliklerin hızlı değerlendirilip, kararların gerçek zamanlı olarak harekete geçmesi tetiklenebiliyor. Bir banka, müşterilerin hareketlerinden dolandırıcılık teşebbüsünü tespit edebiliyor. Bir e-posta servis sağlayıcısı, e-postaları analiz ederek hangilerinin ‘spam’ olduğunu saptayabiliyor. Sosyal paylaşım sitesi kullanıcılarının beğeni ve paylaşımları analiz edilerek, kişiye en uygun reklamları göstermek mümkün. Bir mağaza, müşterilerinin aldığı ürünleri analiz ederek, onlara en uygun ürünleri önerip, satışlarını artırabiliyor.

Yayın: OPTİMİST Kasım 2014