1987 yılında kaleme aldığı ‘Hatıralarım, Görüşlerim, Öğütlerim’ adlı kitabında Vehbi Koç, iş ve yaşam tecrübelerini paylaşmış ve demişti ki: “İnsanların belirli ilkeleri olmalıdır. Bunlar, hem iş hayatında, hem de şahsî yaşantıda bir denge ve istikrar içinde yürütülürse anlam taşır, kalıcı ve güvenilir olur.” Vehbi Koç’un temel ilkeleri ise ‘kurmak’ ve ‘yaşatmak’. Mamafih, ‘ilkeli liderler’ deyince ilk aklımıza gelen isimlerdendir, Vehbi Koç.

Türk sanayii ve iş dünyasının bir diğer değerli mirasçısı, Sakıp Sabancı’ydı. Gerek Sakıp Sabancı’nın, gerekse Vehbi Koç’un birbirlerinden oldukça farklı kişilik özellikleri vardı. Ancak ikisi de özgün kişiliklerdi. Sakıp Sabancı’yı enerjisi, girişimci ruhu ve cesareti ile anmanın ötesinde, sosyal kişiliği ile de hatırlamaktayız. Sakıp Sabancı, ‘Başarının Altın Kuralları’nı sıralarken, ‘Arkanızda eser bırakmak için mücadele edin’ demekle kalmamış, kendisi bilfiil önemli eserler de bırakmıştır.

Kuruluşların ne hedeflediği ve o hedefe doğru nasıl ilerlediği, lider konumundakilerin tarz ve yetkinlikleri ile birebir ilintilidir. İşleri ve insan ilişkilerini nasıl yönettikleri, nasıl güven ve itibar kazandıkları, karakter ve değerlerinin birer yansımasıdır. Kurumsal etkililik ve sürdürülebilir iş sonuçları açısından liderlerin ‘karakter’leri çok önemli rol oynar.

Yönetim, Sanayi Devrimi dönemlerinde, ‘verimlilik’ çerçevesinde ele alınmakta idi. O zamanlar, aslolan ‘insan’dan ziyade, ‘ortaya koyduğu üretim’ idi. Kitlesel üretim ve uzmanlaşmayı öne çıkaran Sanayi Devrimi, aynı zamanda iletişim, hareket kabiliyeti, teknoloji ve eğitimdeki gelişmeleri de paralelinde getirmiştir. Sanayi Devrimi’nde ‘kritik kaynak’ olarak ele alınan ‘insan’ kavramı; yerini zamanla, ‘insanın nasıl yönetileceği’ne doğru bıraktı. Taylorism Ekolü, daha ziyade verimsizlikleri ele almakta idi. Zamanla Henry Fayol ve Max Weber gibi düşünürlerin örgütsel tasarım ve yönetim üzerine yaptıkları çalışmalar, ‘Örgüt Teorisi’nin yeşermesine yol açtı. Bu aşamayı, çalışan haklarının, sosyal dürtü ve gereksinimlerinin önemsenmeye başlaması ve kanunlarla desteklenmesi izledi. Ta ki, Elton Mayo ve meslekdaşları, beşerî ilişkileri konu edinene kadar. Çalışanların iş koşulları ve iş arkadaşlarıyla, tutum ve takdir gibi unsurların iş tatmini ve performans üzerindeki etkisini kanıtlayan Hawthorne Çalışmaları (1927-1932), ‘insan’ unsuru, grup psikolojisi ve toplumsal tasarımı inceleyen çalışmalar anlamında çok önemli yere sahiptir.

Yönetim ile liderlik arasındaki ilişki, uzun zamandır araştırma konusudur. ‘Davranış Bilimleri’ndeki gelişmeler, kuruluşlarda ‘maddî’ ve ‘beşerî’ boyutların birlikte dikkate alınmasını sağladı. Günümüzde ‘liderlik’ çok daha karmaşık ‘insan’ kavram ve sistemi içinde düşünülmektedir. Liderlik, karmaşık, duruma ve şartlara bağlı bir olgu. Hem sanat, hem de bilim. Yönetim ve liderlik, aslında farklı kavramlar olmakla birlikte, birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılamaz unsurlar.

Takipçiler oluşturabilen liderlere baktığımızda ise genelde ‘karakter’ ve ‘değer sistemleri’nin sağlam ve tutarlı olduğunu görmekteyiz. ‘Karakter’, kişilik, tutum, kişisel motivasyon, duygusal zekâ, kararlılık, sorumluluk duygusu, işbirliğine açıklık, saygı, insanları önemseme, iyi vatandaşlık, sağ duyu, gibi birçok unsuru içermekte. Kendisini, karar verme, verdiği sözü tutma, söylediğini yapma, rol model olma, müşteri ve iş ortakları ilişkilerini yönetme, kriz yönetimi gibi saha ve durumlarda açığa vurmakta. Değerler ise, sadakat, görev bilinci, saygı, hizmet etme arzusu, dürüstlük, bütünlük, cesaret, bilinçli davranış, yaptığı işe ilgi duyma, gibi unsurları barındırmakta.

Kouzes ve Posner’in yaptığı araştırmada, ‘insanlar kimleri izler?’ sorusuna verilen yanıt çarpıcıdır. Dürüstlük, %88’le birinci sırayı işgal ederken; ileri-görüşlülük %71’le ikinci sırada; yetkinlik, %66 ve ilham verici olma, %65 ile hemen peşisıra gelmekteler. Kazanan, karakter ve değerleri sağlam ‘İlkeli liderlik’! Zira, ‘ilkeli liderlik’, sürdürülebilir ve gelecek nesillere eser olarak bırakılabilen başarıların altında yatan kritik başarı unsurudur!

Gelecek nesillerin, ‘ilkeli liderlik’ anlamında çok daha iyi sınavlar verebilmesini, misliyle ‘ilkeli liderler’ yetiştirebilmesini temenni ediyorum! 

Yayın: KOBİ-EFOR Nisan 2012