McKinsey & Company Direktörlerinden Matt Rogers tarafından 2012 yılında kaleme alınmış rapora göre, dünya, enerji teknolojilerinde Sanayi Devrimi’nden bu yana görülmemiş bir dönüm noktasına yaklaşmakta. Enerji üretiminin büyük ölçekte artırılmasını sağlayacak bu teknolojiler beklenenden daha büyük bir hızla ticarîleşmekte. Maliyetleri aşağı çeken ve tüketicilerin tasarruf etmesini sağlayan teknolojilerin yaygınlaşması sayesinde, tüketicilerin milyarlarca dolarları bulan yıllık harcamaları azalacak, ülkelerin çevreye zarar vermeden ekonomik büyüme elde etmelerine yol açacak.

Teknolojik yenilikler, verimlilikte belirgin artışlara, endüstrilerin değişimine, topyekûn toplumsal büyüme dönüşümüne yol açabilmekte. Örneğin, kablosuz teknolojilerin telekomünikasyon sektörünü kökten etkilemesi, bilgisayar ve akıllı telefonların daha küçük ve daha hızlı çipler sayesinde tüketici elektroniği pazarında yarattığı etki, taşınabilir işitsel cihazların, müziğe erişim ve tüketim biçimini temelden etkilemesi, gibi enerji piyasası da benzer bir dönüşümün eşiğinde. Belli başlı teknolojiler, yazılım ve tüketici elektroniğinden faydalanmak kaydı ile değişimde ivme kazanmakta.

1980’lerde ABD’de yatay sondaj, dört boyutlu sismik görüntüleme ve yazılım modelleme ve hidrolik kırılma sayesinde gazın killi yapraktaşından çıkarılması yoluyla geleneksel olmayan doğal gaz kaynakları bulunmuş ve 2000’lerin başında uygulamaya geçirilmişti. Bu sayede gaz fiyatlarında düşüş yaşandı. Yüklü miktarda su ve geniş alan gereksinimi duyan bu teknolojinin, son 100 yılın en önemli enerji teknolojisi yenileşimi olduğu söylenebilir.

Tüketicilerin araçlardan temel beklentisi, yakıt-verimliliği yüksek olması. Malzeme bilimi ve yazılım dünyası bu talebi yerine getirmek için hazır. Üniversitelerin ve ileri gelen kuruluşların özel odağında olan elektrikli araçların daha iyi hız artırdığını, güvenlik ve konfor sunduğunu keşfeden kullanıcılar, yeni araç tasarımlarını desteklemekte. Bu arada gelişmiş pillerin maliyeti de hızla düşmekte, ancak ucuzlaması için daha zamana gerek var.

Güneş pili (PV), güneşli pazarlarda ve yeni evlerde geleneksel elektrik üretimine alternatif olarak tercih edilecek görünüyor. 2020 yılına kadar aydınlatma pazarının yaklaşık yüzde 80’ini LED aydınlatmanın oluşturacağı ön görülmekte. Böylesi bir oranın, tüketicilere sadece ABD’de yıllık 100 milyon dolarlık bir tasarruf sağlayacağı hesaplanmakta.

2020’lerden sonra enerji üretimini etkileyecek diğer potansiyel teknolojilerin başında, ızgara (grid)-ölçekli  depolama olanağı sağlayan piller, volanlar ve ultra-kapasitörleri gelecek gibi.

Öte yandan, askeriyede yüksek frekanslı güç yönetimi sağlamak üzere, silisyum karbür ve galyum nitrürden yapılmış yüksek hızlı, yüksek düzeyde güvenilir dijital şalterler geliştirilmekte. Dijital güç dönüşümü, yüzde 90 daha az enerji kullanıp, yüzde 1’lik bir alan kaplamakta. Mevcut transformatörden daha güvenilir ve daha esnekler. Bu dijital transformatörler, 2020 yılına kadar geleneksel olanlardan onda bir oranında daha düşük maliyette olacak ve onların yerini doldurmaya başlayacak. Özellikle Çin, bu pazarda kendini iyi konumlandırmak için dijital güç elektroniğini benimsemiştir. Kompresör içermeyen havalandırma ve elektronik pencereler de, evlerdeki ısıtma ve soğutma faturalarını yarı yarıya kesmeyi öneriyor. Halen yüksek maliyette olan bu teknolojilerin de 2020’lere kadar maliyet düşüreceği ön görülmekte.

Doğalgaza nazaran yüksek maliyetli olması ve hava kirliliği oluşturması nedeniyle, 2020 yılına gelindiğinde Amerika’da 200 civarında kömür işletmesinin kapatılması söz konusu. Oysa yeni temiz kömür teknolojilerinin devreye alınması mümkün. Ancak uygulamaya geçmesinin önündeki temel sıkıntı karbon düzenlemelerinin sağlanmamış olması. Bir diğer önemli enerji teknolojisi de, biyo-yakıtlar ve elektro-yakıtlar. Biyo-yakıtın elde edildiği bambu ve mısırın, gıda talebiyle kısıtlı olması ve nitelikli arazi miktarındaki düşüşten ötürü, fiyatlar düşüş gösterememekte, dolayısıyla da büyüme potansiyeli aza inmekte. Oysa, selülozik ve yosun bazlı biyoyakıt kullanımına olanak sağlayan genetik yenilikler sayesinde üreticilerin bu kısıtlardan kurtarılması söz konusu olabilir.

Belirtilen teknolojilerin ticarîleşip, belli ölçeğe gelmesi ve belki bu arada yeni teknolojilerin devreye girmesi elbette zaman alacak. Üstelik bahsettiğimiz teknolojilerin hepsi de meyve veremeyecektir. Sadece bir kısmının hayata geçmesi dahi, maliyetlere ve çevreye olumlu anlamda katkıda bulunacak ve enerji piyasasını dramatik bir şekilde ve iyi yönde değiştirecektir. Matt Rogers, raporunda, şirketlerin bu gelişim ve dönüşümleri iyi algılamaları, teknoloji yol haritasını okuyabilmeleri,  piyasalardaki ana yenilikleri yakınen takip etmeleri; Çin, Japonya, Kore, Almanya, Amerika gibi bazı ülkelerin rekabet avantajı yaratmak için neler yaptıklarını bilmeleri; fiyat ve performans eşiklerini iyi tespit etmeleri gerektiğini vurgulamakta.

Yayın: ICT Media Enerji, Haziran 2015