“Yaklaşık 10 sene boyunca uzayda yolculuk eden Rosetta uzay aracı geçtiğimiz günlerde taşıdığı modülü başarı ile 67P isimli kuyruklu yıldız ile buluşturdu. 2 Mart 2004’te uzaya gönderilen Rosetta, yaklaşık 5 milyar km. yol kat etti ve hızını artırmak, aynı zamanda rotasını değiştirmek için üç kez Dünya’nın ve bir kez de Şubat 2007’de Mars’ın yakınından geçerek gezegenlerin çekim gücünü kullandı.”

Dünya gündemini, bilim ve teknolojik gelişmeler ışığında gökyüzünden gelen başarı haberleri meşgul ededursun; bizler maalesef yer altından, kömür madenlerimizden gelen acı haberlerle sarsılmaya devam ediyoruz.

Küçük ve yüzeysel madenlerin tarihçesi binlerce yıl öncesine dayanmakla birlikte, ticarî anlamda büyük yeraltı madenciliği 18. yüzyılda başlamıştır. İnsan gücüyle beraber makinelerin de kullanıma alınması 1880’li yıllarda gerçekleşmiştir. Madenciliğin büyük bir sektör haline gelmesi ile, maden kazaları da gündeme gelmeye başlamıştır.

Kömür madenleri ile ilgili kazalar İngiltere’de 1851, Fransa’da 1853, Avusturya’da 1875 ve Almanya’da 1852 yılından itibaren toplanıp analiz edilmekte idi. Amerika Madencilik Dairesi’nin talebi üzerine kömür madenlerinde yaşanan ölümlü kazalar ile ilgili üniversiteler, ilgili daireler ve maden şirketleri, ancak 1913 yılında, veri toplayarak, istatistikleri rapor halinde derlemiştir. Yapılan bu çalışma, 10 yıllık periyot içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki milyon ton başına ölüm oranının %5,83 olup, çoğu Avrupa ülkesinden yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Bunun üzerine, kömür madenciliğinde yıllar içinde bir çok gelişme oldu ve yenilikçi uygulamalar hayata geçirildi. Yeni madencilik metotları (uzunayak madenciliği gibi), zararlı gazların izlenmesi ve sensörlerdeki gelişmeler, gaz direnajları, elektrikli ekipmanların yaygınlaşması, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesi ve idarî anlamda yönetmelik ve organizasyonların geliştirilmesi sayesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde 2012 yılına gelindiğinde milyon ton başına ölüm oranı %0,02 olarak gerçekleşmiş ve tüm yıl boyunca toplam 20 madenci hayatını kaybetmiştir. En büyük gelişme insan gücü yerine yenilikçi makinelerin kullanılmasında yaşanmıştır. 1980-2012 yılları arasında kömür üretimi yaklaşık %22 oranında artarken, kullanılan insan gücü ise neredeyse yarı yarıya azalmıştır.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından açıklanan rakamlara göre, kömür madenciliğinde Çin`de milyon ton başına düşen ölüm sayısı 1,27 iken, bu oran Türkiye`de 7,2 dir. Madencilik sektöründe yenileşimin hem insan hayatını kurtarma, hem de üretimi artırma açısından etkilerini algılamakta oldukça geç kalmış olsak da, Çin’in son yıllarda sektörde gerçekleştirmiş olduğu başarı, istenirse kısa zamanda çok yol alınabileceğinin göstergesidir.

Çin ne yaptı? 1990 yılında Çin’de milyon ton kömür üretimi başına ölüm oranı %7 civarlarında idi. Çin bu oranı düşürmek için öncelikle kanun ve yönetmelikleri, belirlenen strateji doğrultusunda gözden geçirdi ve denetimleri sıkılaştırdı. Çoğu küçük maden işletmesi yeni teknolojilerin yatırım maliyetinin yüksek olduğu mazereti ile yeniliğe yatırım yapmak yerine, güvenli olmayan koşullarda insan gücünü kullanmakta idi. Bu madenler kapatıldı. Ayrıca özellikle denetlemelerde yaşanan usulsüzlükleri ve rüşveti önlemek için sert yaptırımları devreye aldı. Yeni madencilik yöntemlerini teşvik etti, organizasyonel ve teknolojik yeniliklerin işletmelere uyarlanmasını sağladı. Bu strateji ve yenilikçiliğin hayata geçirilmesi ile her yıl büyük oranda iyileştirmeler sağlandı. Sonuç olarak 2012 yılına gelindiğinde Çin’de kömür madenlerinde ölüm oranı, milyon ton başına %0,3 seviyelerine düştü. Üstelik üretimi 3,5 kat arttırarak!

Sadece 22  yılda ölüm oranını 23 kat düşürebilen Çin’in başarısı bizim için iyi bir öğreti teşkil etmekte. Sektörde bu kadar kısa bir sürede böyle bir değişimin gerçekleşmesi için tüm paydaşların değişime ve yeniliğe açık olması ve koordineli hareket etmesi gerekir. Günümüzde kömür madenciliği, insan gücü ile işleyen bir sektör olmaktan çıkmış, insan beyninin yönettiği makine gücü ile gelişen bir sektör haline gelmiştir. Türkiye olarak madencilik sektöründe daha fazla acı haber alınmaması, daha fazla can yitirilmemesi için ivedilikle tüm paydaşların katılımıyla yol haritamızı belirlemeli, yenilikçi olmayı öğrenmeli ve dönüşümü gerçekleştirmeliyiz.

Yayın: ICT Media Enerji, Aralık 2014